Eczacı, İlaç, Eczane, Eczacılık

Çocuğum sebze yemiyor mu diyorsunuz?

Çocuğuma sebze yediremiyorum. Çocuğum sebze yemiyor mu diyorsunuz?

Çocuğum sebze yemiyor mu diyorsunuz?
Siz sevmeseniz de kızınız ya da oğlunuz mutlaka yesin istiyorsunuz… İstiyorsunuz, çünkü her yerde ve her fırsatta önemli olduğunu hem de ne kadar önemli olduğunu duyuyor ve okuyorsunuz. Evet, sebze tüketimi çok önemli. Önemli çünkü sağlıklı. O halde hepimiz daha çok tüketelim. Ama ille de kızınız yemeli… Oğlunuz da yemeli… Ama bu iş çok da kolay değil!

Çocuğum niye sebze yemiyor?

Yemiyorlar… Tercih etmiyorlar… Sebze yemeklerini sevmiyorlar. Siz seviyor musunuz? Bir de çocukluğunuzu hatırlayın? Sever miydiniz? Anne babanız ne yapardı? Nasıl hissederdiniz?
Çocuğunuzun da aynı şekilde hissetmesini ister misiniz? O halde ortak bir yol bulalım…
Önce şunu kabul edelim. Bir araştırma sonucu bu. Çocuklarının sebze yemesini isteyen anneler, en çok sebze yemeği sevmeyen veya yemeyen annelermiş. Araştırma sonucu; bilimsel ve doğru… Belki de “Bizim gibi olmasın” diye bir tepki. Ama eğer bizim bu konudaki ısrarımız ilişkimizi olumsuz etkiliyorsa, biz onu o da bizi üzmeye başladıysak, vazgeçelim.
Önemli olan çocuğun sebze yemesi değil, sebzeyi sevmesini sağlamak. Olmuyorsa, olmaz.
Hiç kimse ama hiç kimse sevmediğini yemez… Yemek istemez… Araya sevgi, hatır da girse bir yere kadar. Daha fazlası olmaz. Sürekli olmaz. Yani kısaca, çocuğunuz da olsa sevmediği yemeği sizin için sürekli olarak yemez.

Ayrıca her sebzeyi de yemesini bekleyemeyiz onlardan. Hiç kimse tüm sebzeleri yemez. Yemek istemedikleri olur. Az sevdikleri ve çok sevdikleri ayırımı yapabilir. Bu hakkı da tanımak gerek. Sadece sebzeler için de olmamalı bu hoşgörümüz. Diğer yemekler, diğer besinler için de söz konusu olmalı.

HOŞGÖRÜ VE SABIR GEREK…

Özellikle de çocuklar yeni lezzetleri tatmada ve benimsemede tutucu davranabilirler. Bu eğilimlerine de hak vermek gerek. Kimini tatmayacaktır, kimini tatsa bile yutmak istemeyecektir. Yutsa bile bir ikinci lokmayı daha yutmak istemeyebilecektir. Bu davranışlarını da anlayışla karşılamak ve sabırlı olmak gerek. Kendinize ve ona zaman tanımaktır bu… Ama bu, tabağına sebze koymaktan bizi alıkoymamalıdır. Yese de yemese de, tabağında ille de görmelidir. Yorumsuz, üstelemeden, baskı yapmadan ve hakkında konuşmadan… “Yemiyor musun?”, “Yemelisin”, “Neden yemedin?” gibi sevimsiz sorularla bıktırmadan, onu bu konuda duyarlılaştırmadan. Sadece tabağına koyalım, o kadar…
Yine araştırmalar, 10-20 defa görmeleri gerektiğini söylüyor. Belki bir süre sonra tadına bakmaya kendi iradeleri ile razı olabilirler. İrade onların olmalı sonuçta… Onlar kendileri karar vermeli çatala koymaya, ağızlarına götürmeye… Kısaca denemeye…

Sebzeleri lezzetli kılmak da bizim işimiz. Bazı çocuklar sadece haşlanarak yiyebilirler. Bazıları da yemek halinde. Bilinmez… Denemek gerek. Ayrıca yoğurt ile, peynir ile, yağ, limon gibi tatlandırıcı unsurlarla da tatlandırmayı deneyebilirsiniz.

Bazen püre halinde daha kolay yiyebilirler. Deneyebilirsiniz… Zaman zaman spagetti sosu haline de dönüştürebilirsiniz. Ama onları aptal yerine koymadan, güvenlerini kaybetmeden… Bu yönden bakınca sebze yememesi size olan güvenlerini zedelemekten daha iyi bile gözükebilir. Aman dikkatli olmalısınız.

Bazı sebzeleri çok haşlamanız yenilmelerini kolaylaştırabilir. Bazı çocuklar da bazı sebzeleri çiğ olarak sevebilirler. Ayrıca, yine çocuklar sosları severler. Ellerindekini bazı soslara batırarak yemeyi sevebilirler. Bu nedenle değişik soslar yapabilirsiniz. Özellikle de yoğurtla yapılan soslar sağlıklı da olup, aynı zamanda bir başka besin grubunun da tüketilmesini kolaylaştırabilirler.

Bunlardan başka ne yapılabilir?.. Pek de bir şey yoktur aslında…

Hoşgörülü ve sabırlı olmak. Hepsi bu…


BU KONUYU SOSYAL MEDYA HESAPLARINDA PAYLAŞ
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ