İş arama süreci:”Biz nerede hata yapıyoruz?”

  • Yazının Tarihi: 13 Eylül 2014
  • Yazar: yunus emre ayhan
  • Bu yazı 1269 defa okundu.
  • Yazıyı Sosyal Medyada Paylaş:
  • Googleda Paylaş
  • Twitterda Paylaş
  • Facebookta Paylaş

ECZACI OLARAK İŞ ARAMA SÜRECİNDE GÖRDÜKLERİM

                       “BİZ NEREDE HATA YAPIYORUZ?”         

                                                         3

 NOT: Bu yazıda tüm eczaneler, eczacılar hakkında genelleme yapılması gibi bir durum söz konusu değildir. Gezilen, görülen eczanelerde karşılaşılan ve sorun olarak görülen konulara bir özeleştiri niteliğindedir.

 

            Sevgili arkadaşlar;

Bir önceki yazımızda “ikinci eczacı olarak nasıl iş bulabiliriz?” sorusunun yanıtını vermeye çalıştık. Bu süreçte telefon görüşmelerinde ve yüz yüze görüşmelerde yaşanan hayal kırıklıklarına eleştirel bir şekilde bir bakış atmamız gerektiğini ve bunu ileriki yazımızda paylaşacağımı söylemiştim.

Malumunuz 6197 sayılı kanun, yönetmelik ardından bir tartışmadır almış başını gidiyordu. Genelge yayınlandı eczane sahipleri ve iş arayan eczacılarımız da bir arayış içine girdiler. Kimileri bu yasaya, yönetmeliğe vs. inanmadığını söylese de, dava açıldığını sonucunu bekleyeceğini dillendirse de vs… belli süre sonunda ruhsatının askıya alınacağı/iptal edileceği gerçeğiyle karşı karşıya kalınca onlar da eczacı arayışı içinde oldular, eczacı odalarına ilanlar bırakmaya, daha önceden telefonlarını not aldıkları iş arayan eczacıları aramaya başladılar.

Buraya kadar bir sıkıntı yok. Geçen yazıda telefon görüşmelerine biraz değinmiştim. Müsaadenizle oradan başlamak istiyorum. İstanbul’da bu durumdaki eczanelerin yaklaşık 40 tanesiyle telefonla, 5-6 tanesinin geri dönüşüyle de onlarla yüz yüze görüşme imkanım olmuştur.

Telefonu eczacı da açtı çırak da kalfa da… Kimisi eczacısının eczanede olmadığını söylüyordu. “Bugün gelmez. Bu saatlerde burada olmaz. Tatile çıktı. 1,5 saat sonra tekrar arayın. Eczacımız yok şuan…..” ve benzeri bir sürü cevap ile karşılaştım. Bugün gelmez, bu saatte burada olmaz kalıpları bizim görmemiz gereken birinci yaramız diye düşünüyorum. Tamam ortada bir gerçek var kabul edelim ama eczanede eczacının durma saatleri de şartları da belli… Eczacının eczanesinde durmadığı zaman yapması gerekenler de belli… Gelen misafir/hasta/müşteri ile ilgilenen kim olursa olsun fatura biz eczacılara kesilmiyor mu? E, peki eczacı eczanedeyken bu tür sorunlar ortaya çıkmıyor mu diyeceksiniz? Elbette ki çıkıyor fakat hatayı yapan eczacı, cezayı çeken yine biz eczacılar olduğumuz sürece aldığımız eğitim, meslek ahlakımız itibariyle bunun çok kolay bir şekilde hep beraber alacağımız kararlarla üstesinden gelemez miyiz? Geliriz… Eczanede biz olmalıyız diye düşünüyorum. Bu konu çok konuşulur.

Gördüğüm kadarıyla yasa, yönetmelikten bazı meslektaşlarımızın dahi haberi yokken kendilerine yetki verilen çalışanların “bizim eczacı öyle bir şeyler diyordu ama bilen milen yok daha onu…”? şeklinde konuşmasına ne demeli? Kim bilmiyor arkadaşlar? 2 yıldır konuşulan yasa, yönetmeliği kim bilmiyor? Biz kimle konuşuyoruz? “bizim eczacı onları aldı” diyen eczanenin sağa sola ilan verdiğini ve hala ikinci eczacı bulamadığını görüyorum.

Aradığım bir eczanenin kalfası elektrik mühendisiymiş… “Gerekirse camları da silersin bilmem neleri de yaparsın”. Yaparız tabii ki yerleri silen, camı silen, raf temizieyen, ilaç dizen işine düşkün eczacılarımız da var, ben de yaparım. Fakat “bu ahkam kesme, eczacıyı hor görme yetkisini kim verdi bu arkadaşa?” diye sormak istiyorum?

Başka bir eczanede kasayı bir akrabasına, eczanenin iç yönetimini başka bir akrabasına bırakan ve eczaneyi yönetiyorum havasıyla işe alınacak eczacıya tepeden bakana, şunu şunu yapacaksın tarzı üstten konuşmalara meydanı kim bırakıyor arkadaşlar? Sormak isterim.

Elbette bir eczanede yapılacaklar yapılmayacaklar belirtilecek, uymayan kişiyle anlaşılmayacak. Fakat benim demek istediğim bir başka;

Hani biz yasadan ötürü mecburen onların yanına gidiyoruz ya… Hani onların bize ihtiyacı yok da sırf zorunluymuş diye alınıyoruz ya… Bu muameleler ondan yapılıyor…Bunu ben uydurmuyorum,sezmiyorum…Açık açık söylenenler bunlar.

Nerde kaldı bizim meslektaşımıza hürmetimiz? İşe almak zorunda değilsin fakat Bu şekilde de davranmaya hakları yok diye düşünüyorum.Uzatmayalım..

 

Diğer bir problem olan konu ise MAAŞ meselesi… Hatta en önemli mesele… Eczaneye ikinci eczacı almayı zorunlu olarak gören fakat yönetmeliğin ciddi yaptırımından da çekinen kişiler ne o darılsın ne bu darılsın der gibi davranışlarda bulunuyor, yaptıklarıyla ben dahil bu mesleğe yeni adım atan arkadaşlarımızı meslekten soğutuyorlar.Soğutuyorlar hafif kalıyor ama demeyeceğim… Devletin öngördüğü maaş olarak asgari ücretin 3 katını teklif etmek ne haddime! Kıyısına köşesine yaklaşırsam öper alnıma koyarım. Neymiş efendim 1.750 ile başlayıp 4-5 ay çalıştıktan sonra zam yapılıp…. Vs… Aradığım eczanelerden birinin kalfası “o maaşa kalfalar çalışıyor” diye söylemişti. Hadi ona da razı olalım mı dersin? Karşısında yeni mezun muhtaç bir eczacı var, işine de yarıyor,kaçırma…. Peki hocam denetlemeye gelecekler, hesabımı kontrol edecekler bunu nasıl halledeceksiniz? Dikkat buyurun işte bu kısım beni –affedin- iğrendirdi. Ben senin hesabına o parayı yatıracağım siz de 1.750,’nin üstünü bana geri vereceksiniz. Gelenlere de “ben bu maaşı alıyorum” diyeceksiniz. Susuyorum. Yalan söylemeyen birine meslektaşının teklifi bu kadar….bırak

Bazıları “emekli arkadaşıma 1000 lira veririm eczaneye de gelmez” tarzında konuşmuştu.

Bazıları “bak sigortanı da yapacaığım” diye hediyeler sunuyordu. Hepiniz sağolun.

Eczacıyı almayabilirsiniz, yasal olarak sürece dahil olabilirsiniz ama bu iğrenç çözüm, muhtaç insanların halinden yararlanma benim meslektaşımdan beklediğim bırak birinden beklediğim bir davranış değildi. Hayal kırıklığına uğradım.

Diğer bir konu ise TECRÜBE konusuydu… Haklı oldukları bir konuydu. Burada hata biraz da denetlemesi eksik olan stajlarını tam olarak yapmayan, eczanelere saatinde gelip gitmeyen, eczacılara” bir şey bilmiyor” dedirtecek durumda olan öğrenci meslektaşlarımızda. Parmak sayısı kadar ilaç ismi bilmeden fakülteden mezun olduğunu duyduğum bildiğim arkadaşlarım var! Ortada böyle bir gerçek, böyle acınası bir tablo varken ben kime anlatabilirdim “ben derslerimde başarılı, mesleğime ilgili, eczaneyi açıp kapatacak kadar eczacımın güvenini kazanmış bir stajyer vs…” olduğumu… Öncelikle bu da bizim büyük bir yaramız. Bu görüntüyü veren arkadaşlarımız iş bulma sürecinde yaşadığımız zorlukların bir kısım vebalini kendileri hissetmeliler.

Bazı eczacılar ise karşındakini dinlemeden kararı vermiş durumdaydı. “Buraya geleceksin, hem tecrübe de kazanmış olursun, nasıl olsa bir şey de bildiğin yok” tarzı yaklaşımlarda bulunmuşlardı. Kimsenin sorduğu yoktu zaten bilip bilmediğinin ne olduğunu… Karar verilmişti; yeni mezun= işi bilmiyor. Bir kısmını kabul edebilirim ama bu vereceğiniz maaşı düşürmek için tutulan bir yolsa DUR…

 

Bazıları yasa ve yönetmeliğin eksik olduğu kanaatine vardırdılar beni… Orada eczacının tanımı var bir de yeni mezun eczacı tanımı yapılmalıydı. Şöyle ki; işten anlamayan, tecrübesiz, eczane açamamış, birinin yanına girmeye çalışan eczacı gibi… Ne güzel olurdu hani… Güleyim mi ağlayım mı dersin.

Daha bir kısmını aktarabildim. Ve bu süreçten de yazmaktan da yoruldum.

 

Takdir sizin.

Bir sonraki yazımız ikinci eczacı olarak kabul edildikten sonra hangi belgelerin isteneceği ve bu belgelerin nasıl temin edileceği konusunda bilgilendirme niteliğinde olacaktır.

Sağlıcakla kalın.

 

Tavsiyeler

 

Yazıyı tartışma çıkarmak için yazmadığımı belirtmeliyim. Bu durumu yaşayan Arkadaşlarımın sayısı çok fazla olduğu için aynı durumlarla karşılaşan arkadaşlarımın bu yazının ilgili kısımlarına hak verdiklerini söylemelerini rica ediyorum.
Hepsinden önemlisi bu yazılan problemlere çözüm üretilmesi en başta gelen temennimizdir. Zira meslek içi bu tür eleştiriler göz önüne alınmadığı sürece sorunlar hep devam edecektir diye düşünüyorum.

Aklınıza takılan sorular için bize buradan ulaşabilirsiniz

Aşağıdaki yazıları da incelemenizi öneririz:

Bir Yorum Yazın