İnsanlık için Tek Yürek Kermesi | Sosyal Sorumluluk Projesi

  • Haberin Tarihi: Ocak 4, 2015
  • Bu Haberi Sosyal Medyada Paylaş:
  • Googleda Paylaş
  • Twitterda Paylaş
  • Facebookta Paylaş
İnsanlık için Tek Yürek Kermesi | Sosyal Sorumluluk Projesi

VAN İÇİN TEK YÜREK KERMESİ

 

   Van depremini duyan bir genç, montunu, birkaç gömlek, pantolon vs.yi anında koli yapar, montun cebine de küçük bir not yazar Van’a kargoyla gönderir.
Kargoyu teslim alan bir görevli, ihtiyacı olan bir gence montu verir. Aradan 2-3 gün geçer geçmez; montu giyen Vanlı genç notu görür ve okur… Not şöyledir “Ben batıda bir ilde yaşıyorum. Depremi duyduğum an, dolabıma koştum. Dolabımda olanları alelacele yollamayı düşündüm. Hiçbir şey yapamıyorsam bile en azından, montum bir arkadaşımın üşümesini giderir, dedim. Ayrıca telefonumu yazdım… Velev ki, darda kalırsın bir ihtiyacın olur; maddi manevi her türlü ihtiyacında bana telefon edebilirsin.” Der. Gözleri dolu dolu, notu okur ve o duygular içinde notun altına eklenen telefonu arar. Genç der ki: “Kardeşim, o kadar mutlu oldum ki, tahmin edemezsin. Hava soğuk ve soğuğu sayende yenmiş durumdayım. Ama beni sıcak tutan batıdaki bir kardeşimin bu duygu dolu düşünceleri oldu. Şu an gözyaşlarına boğulmuş durumdayım. Ama gözyaşlarım öylesine sıcak ki, senin o duygu dolu ifadelerin, montunla birlikte tüm bedenimi ısıtıyor. Sen de, burada bir kardeşin olduğunu unutma! Bir gün senin de başına bir şey gelirse yanında olacağımı bil!”

Evet, Van depremi bu ve benzeri binlerce duygu dolu anlara şahitlik etti. Birbirlerini tanımadığı halde varını yoğunu ortaya koyanların hikayesiydi aslında Van depremi. Kardeş olmanın bedel isteyeceği, yüksek ve gür bir edayla “Kardeşlik Bedel İster” diye haykıranlara uzatılan elin sıcaklığıydı Van depremi. 5 yaşındaki bir çocuğun biriktirdiği harçlığı kardeşlerine yollamasıydı belki de. Ya da en özeli belki “senin de başına bir şey gelirse ben de senin yanında olacağım” diyen kardeşlik duygusunun ete kemiğe bürünüp vücut bulmasıydı kim bilir.

Tüm Türkiye ayaktaydı.7’den 70’e herkes bir şeyler yapmalıyım diye düşünüyor karşısına çıkan tüm yardım çalışmalarına elinden geldiğince destek olamaya çalışıyordu. Biz bu sahneyi daha önceden de yaşamıştık. Yabancı değiliz yani bu tabloya. 17 ağustos depremini bilfiil yaşamış ve gelen yardımlara, uzatılan ellere bizzat şahit olmuş biri olarak yazıyorum bu cümleleri. O zaman olduğu gibi bugün de benim güzel vatanımın güzel insanları üzerine düşeni fazlasıyla yapıyor ve Van’daki kardeşleri için varını yoğunu ortaya koyuyordu. Başta kızılay olmak üzere tüm STK’lar acil seferberlik ilan edip yardım çalışmalarını buraya odaklamıştı. Vakıflar, dernekler, belediyeler, okullar herkes ipin ucundan tutmaya çalışmış toplu bir yardımlaşma hareketi başlamıştı. Biz de üniversite öğrencileri olarak yaşananlara seyirci kalamıyorduk, kalmamalıydık. Ne yapabiliriz diye düşünürken tamamen öğrenci odaklı bir çalışma başlatıp, öğrenci arkadaşlarımızı da işin içine katarak bir farkındalık uyandırma fikri zuhur etti akıllarımızda. Hemen kolları sıvadık ve İstanbul Üniversitesinin önde gelen kulüpleri ve temsilcileriyle iletişime geçip toplantılar yaptık ve yol haritamızı belirledik. İstanbul Üniversitesi Öğrenci Konseyi liderliğindeki yardımlaşma hareketi başladı ve her fakültede görevli arkadaşlar tayin edip el broşürleri, afişler, bilgilendirme yazıları dağıtmaya başladık. Bunun yanı sıra Kızılay ile bir anlaşma yapıp kumbaralar temin ettik ve bu kumbaraları fakültelerde konumlandırdık. Nakdi yardımlar son hızıyla devam ederken sesimizi daha gür nasıl duyurabiliriz diye düşündüğümüz bir esnada her zaman mensubu olduğum için gurur duyduğum fakültemdeki arkadaşlarımızdan “Yardım Kermesi” düzenleme önerisi geldi. Evet artık Eczacılık Fakültesi öğrencileri olarak bizler de kampanyaya katılmış yardım hareketimizi daha da güçlendirmiştik. Kermes hazırlıklarına hızlı bir şekilde başlanmış ve 3 gün sürecek büyük bir kermes için her şey tamamlanmıştı. Ve yardım kermesimiz muhteşem bir katılımla başlayarak, çok güzel hikâyelerin yaşandığı 3 günün ardından toplanan 5.400 TL’lik yardımla son buldu. 3 günün sonunda yüzlerde okunan mutluluk tüm yorgunluğu alıp götürmüştü bile. Sosyal Sorumluluk alanında her zaman bir adım önde olan Eczacılık Fakültesi Öğrencileri; tekrardan kendisine yakışanı yapmış ve tüm üniversite öğrencilerine örnek teşkil edecek bir projeye imza atmışlardı..
Acı dolu bir depremin ardından kardeşlerinin yaralarını sarmaya çalışan bir topluluğun hikâyesinden bahsetmeye çalıştım. Biz üzerimize düşeni yapabildik mi bilmiyorum ama unuttuğumuz değerleri tekrar yaşamamıza, kardeşlik duygusunu tekrar anlamamıza vesile oldu bu afet diyebilirim. Bir daha böyle bir afete şahit olmamamız temennilerimi ileterek sözlerime son veriyorum..
Sağlıklı nice yıllara…

ZEKERİYA LİKOS

Aklınıza takılan sorular için bize buradan ulaşabilirsiniz

Aşağıdaki yazıları da incelemenizi öneririz:

1 Star2 Stars3 Stars4 Stars5 Stars (Bu yazıya oy vermek ister misiniz?)
Anahtar Kelime:

Bir Yorum Yazın