Eczacılık İçin Son Çağrı

  • Yazının Tarihi: 16 Ağustos 2014
  • Yazar: Ayşe Esra Güler
  • Bu yazı 1224 defa okundu.
  • Yazıyı Sosyal Medyada Paylaş:
  • Googleda Paylaş
  • Twitterda Paylaş
  • Facebookta Paylaş

Eczaneler ticarethane midir yoksa sağlık danışmanlığı noktası mıdır bu yıllar boyu tartışılan bir konu olmuştur. Uzun zamandır bir şekilde danışmanlık görevini eczacının unutarak sadece ilaç ticareti üzerinden iş yapmaya başlaması ise eczacılığın başka bir sorunu olmuştur.

Her son kendi başlangıcını kendi hazırlar prensibi ile düşünürsek danışmanlık alanında ihmal yaşayan eczanelerde bu sefer ticari bir takım durumlar baş göstermeye başladı. Evet, eczanelere ve eczacılara bir yaptırım uygulanarak görev tanımına daha uygun hale getirilmeliydi. Ancak durum o ki bu tedbirler eczanenin var oluşunun temelini oluşturan ticareti ciddi anlamda da baltalamaya başladı.

Kabul etmek gerekir, bir bünyenin yaşayabilmesi için beslendiği kaynaklarda sorun olmaması gereklidir. Eczaneler bir gelir kazanacaksa bunu temel görevi olan ilaç danışmanlığından değil, ticareti üzerinden yapacaktır. Bunu esefle söylüyorum, temelde olması gerekenin bu olduğunu savunmuyorum.

Ancak, bazı Avrupa ülkelerinde olduğu gibi eczaneler yaptıkları her ilaç danışmanlığına bir ücretlendirmeye gidilebilir. Şayet böyle bir durum olduğunda ne ilaç fiyat düşüşleri, ne ticari alandaki kısıtlamalar, ne satış noktasında bir takım teşvik unsurları çok önem arz etmeyecektir. Ama bahsettiğim konu reçete başına 75 kuruş gibi bir uygulama değil. Eczaneye gelip bir şey alsın almasın herhangi bir danışmanlık hizmeti alıp çıkan herkese belirli bir ücretlendirme üzerinden işlem alınabilir. Bizzat eczacının ilgilenmesi koşuluyla aynen bir hekim, bir diş tabibi gibi ilgilendiğin ve bilgi-becerini kullandığın her hasta başına eczacının buna endeksli artan bir kazancının olması düşünülebilir.

Tüm yukarıda yazmış olduklarımdan sonra her okuyanın da şunun farkında olması gerekir ki, bu günümüz Türkiye’si için ancak özlemle bahsedilecek bir konudur. Mevcut yapıyı bile bu kadar çarpık hale getirdikten sonra bu dolaşığı nasıl çözeriz diye düşünürken biz, böyle bir talebim olduğunda bana gülecek üst düzeylerimizin varlığından endişeliyim.

Bana tüm bunları ne yazdırdı derseniz dün hepimizin birlikte okuduğu eczacılık yasasına dair yönetmelik, tabi ki. Ticari haklarımızın günden güne kısıtlandığı bir meslek haline gelen eczacılık, sürekli kafasına vurula vurula öğretilmeye çalışılıyor. Siz ticaret erbabı değilsiniz. İyi güzel ama neyiz? Ne olduğumuzu biz neden bilmiyoruz? İlaç “satmıyor” muyuz? Buradan yetkililere en içten şekilde sesleniyorum. Bizi ilaç “satmaktan” kurtarın biz de çok memnun oluruz. Doktorlar gibi maaş alalım, ilgilendiğimiz hasta ile kazanalım vs vs.. tekrar etmeyeceğim.

Peki, yönetmelikten sonra tek sorunumuz bu mu? Kesinlikle hayır. Peki, tek sorunumuz yönetmelik mi? Kesinlikle hayır.

Bu hafta sonu Hacettepe Üniversitesi’nde Uluslar arası Homeopati Konferansı’nda idim. Eczacılık fakültesi bünyesinde yapılan bu konferansta ilgili kişilere sormak istediğim önemli bir sorum vardı. Homeopati eğitimi alan bir eczacı olarak remedi satmaktan öteye gidememekten korktuğumu, eczane açamazsam homeopati adına hiç bir şey yapamayacağımı, zira artık çıkan yönetmelikle beraber eczane açmanın nasıl bir zorluk olduğunun da aşikar olduğunu, homeopatinin klasik tıp felsefesinden çok farklı olmasına rağmen eğitimini aldığım halde neden bu konuda etkin bir rol alamayacağımı sordum. Karşıma anında 1219 sayılı yasada yer alan doktordan başka kimsenin reçetelendirme yapamayacağı konusu çıkarıldı. Sonra karar verdim ki bizim eczacılar olarak tek sorunumuz 6197 değil, bir de 1219’umuz var. Ne mutlu!

Çılgınlar gibi eczacılık fakültesi açılıyor. Puanlar yerlerde, fakültelerde hoca yok. Bize diyorlar ki akademisyen olun. Hay hay diyorum, olalım. Üniversitenin ilk gününden beri akademisyen olmak için yola çıktığımı göz önüne alarak bu satırları okumanızı istiyorum. Sonra okul bittiğinde biraz ayaklarınız yere basıyor. Aileniz, çevreniz sizden bir şeyler bekliyor. Eğer dizi filmlerde yaşamıyorsanız finansal bir gerçekle yüzleşiyorsunuz. Zira hiç tanımadığınız gerçek babanız fabrikatör çıkmıyor ya da kısa yoldan bir şöhret imkanı bulmuyorsunuz. Dolayısı ile para kazanmak zorunda olduğunuzu fark ediyorsunuz. Doktoraya başlamak istiyorsunuz ancak size kadro olmadığını söylüyorlar. Bugün doktora en az 4 sene demek. Yani size 4 sene daha para yok diyorlar. Tabi sonrasında da doçentlik kadrosu falan vaad etmiyorlar, şansına. O zaman diyorsunuz, hem bir işe güce bakarım hem de doktoramı yaparım. Sonra bir gecede bir yönetmelik tüm uykularınızı kaçırıyor. Zira size ya çalışacaksın ya akademisyen olacaksın diyor. Olmaz diyorsan armudun sapını üzümün çöpünü gözünüze sokuyor. Kısacası olmayın kardeşim diyor. Bu kadar eczacı akademisyen olmak için sıraya girdiği için talep fazlalığında kendinize yer bulamıyorsunuz.

Sonra size öğrenim hayatınız boyunca salık verilen bir diğer öğretinin peşine düşüyorsunuz. Diyorsunuz ki endüstride eczacı olayım. Sonra son 1 ayda çok çalışkan ve işini seven iki yakın arkadaşınızın endüstrideki işine son verildiğini öğreniyor, rahmet okuyorsunuz. Sonra endüstriye okul derecesi ve ileri İngilizcesi ile başvuran başka bir arkadaşınızın başvurusuAnun değerlendirilmediğini öğreniyor ve artık tebrik ediyorsunuz. Tebrik!

Endüstride de gerekçe aynı; ilaç fiyat düşüşleri yüzünden daralmaya gidiyoruz. Ama eczacıları daraltıyoruz, malum çok ya bünyemizde!

Eczanesi olan yeni arkadaşlarınıza ise yönetmelikle gelen sarsıcı saçmalığı sadece seyrediyorsunuz. Zira her ne kadar kaliteli eczacılar olurlarsa olsunlar mesleki geçmişleri kelli felli emeklilik(!) yaşının hayli hayli üstündeki eczacılarla aşık atmaya yetmeyeceği için oturun oturduğunuz yerde, batın battığınız yerde diyor ve geri çekiliyorsunuz.

Tüm bunları bir solukta yazdıktan sonra kendi yazdığım şeyleri bile geri dönüp okumaktan imtina ediyorum açıkçası, ürperiyorum. Siz sonuna kadar okuyabilir misiniz bilmiyorum ama benim sesim, nefesim nereye kadar yetecekse, benimle birlikte bir şeyler yapmak isteyen tüm genç meslektaşlarıma birlik çağrısı yapıyorum. Eğitim hakkı, ticaret hakkı gibi gerekçelerimizle birlikte hakkımızı anayasada aramaya davet ediyorum.

Destek olabilecek herkesi bekliyorum…

Aklınıza takılan sorular için bize buradan ulaşabilirsiniz

Aşağıdaki yazıları da incelemenizi öneririz:

Bu yazıya 2 Yorum Yapıldı.

  • Aslı
    11 Ekim 2014 7:17 pm

    eczacılık için ezber lazımmış tam ben oldu bu iş. Teşekkürler

  • Muhammed Akif
    1 Nisan 2015 2:47 pm

    Maalesef biz eczacıların ne devlette ne akademide nede serbest eczanede bir geleceği yok…yine ehveni şer olarak eczane açmak mantıklı gibi duruyor en azından denedim diyebilmek için

Bir Yorum Yazın