Eczane Eczacılığı Üzerine Ecz Şekip Öztürk ile röportaj

  • Haberin Tarihi: 7 Şubat 2015
  • Bu Haberi Sosyal Medyada Paylaş:
  • Googleda Paylaş
  • Twitterda Paylaş
  • Facebookta Paylaş
Eczane Eczacılığı Üzerine Ecz Şekip Öztürk ile röportaj

Eczane Eczacılığı

•Öncelikle bize kendinizden bahseder misiniz?

Tabi, ben eczacı Şekip Öztürk. 1959 yılı Şubat ayında İstanbul Üniversitesi Eczacılık Fakültesi’nden mezun oldum. Batı Trakyalıyım. Yani Yunanistan Türklerindenim. Bizim zamanımızda her fakültenin ayrı bir imtihanı vardı. Benim bütün gayem feni bitirip Teknik Üniversite’ye girmekti. Teknik Üniversite imtihanlarına girdik, bir tek suali bile yapamadım. Büyük bir sükûtu hayal içerisinde eczacılık fakültesi imtihanlarına girdim. Sonra, İktisat Fakültesi imtihanına girdim. İmtihanlar ayrı olduğu için ilan tarihleri de değişikti. İktisat Fakültesi’ni kazandığımı öğrendim ve oraya kaydoldum. Arkadaşlar geldiler dediler “Sen Eczacılık Fakültesi sınavlarını da kazanmışsın”. Şimdi, ailemde ne eczacı ne de doktor var. Ben eczacılık fakültesi sınavına müracaat ettim fakat o zaman eczacılığa ayrı bir talep vardı. O dönemde isteyen eczacı istediği yerde eczane açamazdı. Bir ilçenin nüfusu 5000 kişiyi aşmadıkça eczane açılamıyordu.

•Meslekte 50 yılı aşkın bir geçmişiniz var. Eczane açtığınız ilk zamanlardan günümüze mesleğimizin değişim sürecini anlatır mısınız ?

Şimdi olduğu gibi bizim zamanımızda eczacının mezun olduktan sonra yapabileceği işlerin başında eczane eczacılığı geliyordu. Tabi, bundan 50 yıl evvel Türkiye’de eczane çok azdı. Mesela İstanbul’da 1954 yılında tahdit kalktığı zaman, nüfusunun bir milyon olmasına mukabil sadece 182 eczane vardı. Ve ben mezun olunca Fatih’teki 11. eczaneyi açtım. O zaman ana caddelerde eczane açmak bir ayrıcalıktı. Bütün ana caddelerde uzman doktorların muayenehaneleri vardı. Benim karşımdaki muayenehanenin doktoru her gün 30-40 hastaya bakardı. O yıllarda eczanelerin hususiliği şu, devamlı parayla satış yapıyoruz yani para yüzü görüyoruz, bir de ilaçların ödemelerini 5-6 ay sonra yapýyoruz. Yani o devirde şimdi düşündüğünüz zaman hakikaten çok iyiydi eczacılık. Zamanla bu tahdit kalkıp da izin çıkınca özel eczacılık okulları açıldı yetmişli yıllarda. Bu da tabi çok etkiledi mevcut eczaneleri. Şöyle oldu: bizim fakülteden senede 50 kişi mezun olurken, özel eczacılık ilk yılında 500, ikinci yılında bine yakın eczacı mezun verdi. Bir anda eczacı sayısı arttı. Sonra o Nişantaşı’ndaki özel eczacılık okulu Marmara Üniversitesi Eczacılık Okulu oldu. Bizim zamanımızda kamu kuruluşlarıyla anlaşıp ilaç vermek diye bir şey yoktu. Hasta gelir, parasıyla alırdı ilacını ve böylece eczacıların kasasına para girerdi. Bir başka değişim de eczane laboratuarlarında yaşandı. Bugün baktığımızda İstanbul’da 5000 eczane varsa bunların yaklaşık 100’ünde labaratuvar vardır. Şimdi eczane açanlarda ise, usulen bir iki terazi alınıyor, devlet de tamam laboratuar var deyip açma izni veriyor. Niye eczanelerde laboratuara gereksinim kalmadı, çünkü yapma ilaç yazan doktor yok.

sekip-ozturk

Şu anda biz, eczanemizin sahibi görünüyoruz ama değiliz, biz şu anda devletin bir memuru konumdayız. Mesela bana günde 100 hasta geliyorsa, bunun 90’ı parasız ilaç alıyor. Biliyorsunuz işte Emekli Sandığı, Bağkur, SSK filan…
Hatta öyle bir duruma geldi ki çalışma sistemi tamamen bilgisayara döndü, yani bizim eczacı olmamıza rağmen kendi bilgimizle kimseye ilaç veremiyoruz, değişiklik yapamıyoruz. Dolayısıyla artık bugünün eczanesiyle eskinin arasında %100 e yakın fark var: çalışma bakımından, para tahsili bakımından vb…

•Eczacının diğer çalışma alanlarına mukabil eczane eczacılığını nasıl değerlendiriyorsunuz?

Siz de biliyorsunuz, eczacının artık diğer çalışma alanlarında yer bulabilmesi çok güç. Türkiye’de her yıl 17 fakülteden yaklaşık 1000 öðrenci mezun oluyor. Devletin bunlara iş bulabilecek bir iş sahası yok. Mecburen o mezun olan arkadaşlar eczane açmaya yöneliyorlar. Yani bunun dışındaki sahalarda çalışmak için, örneğin sadece bitkisel ilaç satımı ya da dermokozmetik üzerine yoğunlaşma gibi farklı sahalarda çalışmak için aile varlığı lazımdır, para gerekmektedir. Yani ben mezun olduktan sonra eczane mi açayım, devlette mi çalışayım, fabrikaya mı gireyim yoksa özel sektörde mesul müdürlük mü yapayým gibi seçenekleri aslında fazla yok. Çok dar bir saha var. Tek serbest olan eczane eczacılığı… Fakültede de kalabilirsiniz tabi eğer o yönde bir talebiniz varsa ama onun dışında saha gerçekten çok dar.

Özet
Makale Adı
Eczane Eczacılığı Üzerine Ecz Şekip Öztürk ile röportaj
Yazar
Açıklama
Eczane Eczacılığı Üzerine Ecz Şekip Öztürk ile röportaj

Aşağıdaki yazıları da incelemenizi öneririz:

1 Star2 Stars3 Stars4 Stars5 Stars (1 Kişi oy verdi, 5 üzerinden ortalama puan: 5,00. Bu yazıya oy vermek ister misiniz? )
Anahtar Kelime:

Bir Yorum Yazın